23 Ocak 2013 Çarşamba

BEN GÜZELE GÜZEL DEMEM, GÜZEL KÖPÜKSEL OLMAYINCA…


Güzellik…

Güzellik, artık bedende. Ancaaaak, yalıtılmış ayrıksı duran bedende.

Suyun akmadığı, taşındığı yerde.

Yok edilen terde artık, güzellik.

Kirpikler fondan destekli, gözenekler savaşta. Ayaklar özel bakım losyonlarında acısını çıkarıyor yolların. Öyleyse;

Soyun şu ciltleri. Elektroşoklar verin saç diplerine. Evet evet… Kesmez bizi dağların baharatı.


-Aman Allahım, tüy mü geliyor yoksa sadece aklınıza, lazer deyince.

-Yok yok, endişelenmeyin… Aklıma ne gelmeli, onu öğrenmeye geldim ben de fuara.

-İyi öyleyse buyurun oturun. Size bir çay ikram edelim.

(Peki zaten değil oturacak sandalye, çantamı koyacak bir sehpa bile olmayan bu fuarda iki soluklanmaya ihtiyacım var benim de. Kendimi uzay aracı gibi aletlerin arasında bir köşeye de sıkıştıramayacağıma göre, bari şu büyüklü küçüklü broşürlerimi olsun masanızda biraz dinlendireyim. Bilerek düşüyorum tuzağınıza…)

- Fuara niçin geldiniz?

-Elbette bilgilenmeye. (Güzellik nereye gidiyor sorusunun yanıtını damardan tatmaya geldim desem olmaz şimdi.)

-Doğru adrese geldiniz o halde. Şu cihazlara bakın. Her biri bir başka alana özel.

- İlginç görünüyorlar.

-Artık hiçbir şey kader değil. Evet, kritik sorumuz neydi: Ne geliyor aklınıza lazer deyince?

-Tüy geliyor, dedim ya. (Tüylerini yaktırmak için perişan olan kızım geliyor bir de.)

-Yok, sadece tüy gelmesin. Gençlik gelsin,  güzellik gelsin, yok olan akneler gelsin aklınıza. İzlerle yaşamak zorunda değil artık güzel olmasını bilen kadın. Ben doktorum. Sizin yüzünüze yakından bakayım mı bir?

-Buyrun bakın…(Yüzüm uzakta değil.)

-Oooo. İzler çok derin. Oysa altı aylık süreçte ve sadece ayda iki seansta bebek gibi yapardım ben teninizi. Bu yüzle gezmek zorunda değilsiniz, güzelim. Yanı sıra bir peeling lazım tabii ki. Ahh siz, Ankara’da olacaktınız ki.

-Anlaşılan; yanlış bir yüzle, yanlış bir şehirdeyim…

-Meselâ bana bakın . Söyleyin bakalım, ben kaç yaşındayım?

-(Elli beş…) Ben yaş tahmin edemem. Bir de böyle sürprizli bir soru eşliğinde sorulduğuna göre hiç yanıt vermeme hakkımı kullansam…

-Elli iki.

-!!!... (Demek akran sayılırız deyip ezber bozsam…)

-Şaşırdınız. Cildimi görüyor musunuz? Dikkatli bakın. Bu ciltte lazerin sihirli sonuçları var. Ayrıca botoks var. Ancak mimik de var, hareket de var.

-(Evet, görüyorum. Ağız bölgesinde yalan var. Gözaltında şişlikler, ciltte sarkmalar var. ) Peki siz doktorsunuz. Ne doktorusunuz, merak ettim. (Merak edecek ne var? Belli ki dermatolog.)

- Kadın doğum uzmanıyım.

-Çok ilginç.

- Ben normalde, Ankara’da olduğum için size burada Hakan bey yardımcı olabilir. Onun salonu Kadıköy’de. O da doktordur.

-Tahmin ediyorummmm…; kadın doğum uzmanı.

-Evet, nereden bildiniz. Tanıyor musunuz yoksa kendisini?

-Hayır…(Kadınların organlarına giden asıl yolun ciltlerinden geçtiği günlerde olduğumuzu bugün itibariyle anlamış bulunuyorum desem.)

- Hakan beyin kartını buyurun. Fuar sonrasında mutlaka bekliyoruz.

- Sizi mutlaka arayacağım. Bugün buraya gelmekle belki de hayatım değişti.  (Hayatım, yeniden anlamlandı da denilebilir elbette.)

Aynur Uluç

Hiç yorum yok: